Turkiye’de Osmanli’dan baslayarak, raison d’état boyle calisir. Ortada hakli bir dava, duzeltilmesi gereken bir sorun, bir durum vardir. Devlet bu durumu duzeltmek icin kolunu kipirdatmaz. Sorunu yasayanlar sabirsizlanir, sinirlenir, durumu duzeltmek uzere herhangi bir sey yapilacagindan umudu keser. Umudu kesince, kendisi harekete gecer. O zaman “asi” durumuna duser. Silahlanir vb. Bu asamaya gelinince, devlet, dunyaya donup, “Bakin! Bunlar haydut! Bunlar silahli eskiya!” demeye baslar.– Murat Belge, 20 Mayis 2012, Taraf
-
-
transport, motorways and tramlines
starting and then stopping
taking off and landing
the emptiest of feelings
disappointed people clinging on to bottles
and when it comes it’s so so disappointing
let down and hanging around
crushed like a bug in the ground
let down and hanging around
shell smashed, juices flowing
wings twitch, legs are going
don’t get sentimental
it always ends up drivel
one day i’m going to grow wings
a chemical reaction
hysterical and useless
hysterical and …
let down and hanging around
crushed like a bug in the ground
let down and hanging around
let down again
let down again
let down again
you know, you know where you are with
you know where you are with
floor collapsing
floating, bouncing back
and one day….
i am going to grow wings
a chemical reaction
hysterical and useless
hysterical and…
let down and hanging around
crushed like a bug in the ground
let down and hanging around(Source: Spotify)
-
– mulksuzler, ursula leguinbizi buraya getiren sey, aci cekmemiz. sevgi degil. sevgi akla boyun egmez, zorlandiginda da nefrete donusur. bizi birlestiren bag secilebilir bir sey degil. biz kardesiz. paylastigimiz seylerde kardesiz. hepimizin tek basina cekmek zorunda oldugu acida, aclikta, yoksullukta, umutta biliyorduk kardesligimizi. biliyoruz, cunku onu ogrenmek zorunda kaldik. bize birbirimizden baska kimsenin yardim etmeyecegini, eger elimizi uzatmazsak hicbir elin bizi kurtarmayacagini biliyoruz. uzattiginiz el de bos, tipki benimki gibi. hicbir seyiniz yok. hicbir seye sahip degilsiniz. hicbir sey sizin maliniz degil. ozgursunuz. sahip oldugunuz tek sey ne oldugunuz ve ne verdiginizdir.
buradayim cunku bende vaadi, iki yuzyil once bu kentte ettigimiz vaadi-yerine getirilen vaadi goruyorsunuz. vaadi yerine getirdik biz, annares’te. ozgurlugumuzun disinda hicbir seyimiz yok. size kendi ozgurlugunuzden baska verecek bir seyimiz yok. bireyler arasinda karsilikli yardimlasma disinda hicbir yasamiz yok. hukumetimiz yok, yalnizca ozgur birlik ilkemiz var. devletlerimiz, uluslarimiz, baskanlarimiz, basbakanlarimiz, seflerimiz, generallerimiz, patronlarimiz, bankerlerimiz, mulk sahiplerimiz, ucretlerimiz, sadakalarimiz, polislerimiz, askerlerimiz, savaslarimiz yok. baska da pek bir seyimiz var sayilmaz. biz paylasiriz, sahip olmayiz. varlikli degiliz. hicbirimiz zengin degiliz. hicbirimiz iktidar sahibi degiliz. eger istediginiz anarres’se, aradiginiz gelecek oysa, o zaman ona eli bos gelmeniz gerektigini soyluyorum. ona yalniz ve ciplak gelmeniz gerekiyor, tipki bir cocugun dunyaya, gelecegine, hicbir gecmisi olmadan, hicbir mali mulku olmadan, yasamak icin tumuyle baska insanlara dayanarak gelmesi gibi.
vermediginiz seyi alamazsiniz, kendinizi vermeniz gerekir. devrimi satin alamazsiniz. devrimi yapamazsiniz. devrim olabilirsiniz ancak. devrim ya ruhunuzdadir, ya da hicbir yerde degildir.
-
ahaahahah
-
sanma ki derdim gunesten oturu,
– Orhan Veli
Ne cikar bahar geldiyse?
Bademler cicek actiysa?
Ucunda olum yok ya.
Hos. Olsa da korkacak miyim zaten?
Ben ki her nisan bir yas daha genc.
Her bahar biraz daha asigim:
Korkar miyim?
Ah. dostum. derdim baska. -
– bertolt brecht, madem iyisinmadem iyisin
anladık iyisin,
ama neye yarıyor iyiliğin.seni kimse satın alamaz,
eve düşen yıldırım da
satın alınmaz
anladık dediğin dedik,
ama dediğin ne?
doğrusun, söylersin düşündüğünü,
ama düşündüğün ne?
yüreklisin,
kime karşı?
akıllısın,
yararı kime?
gözetmezsin kendi çıkarını,
peki gözettiğin kimin ki?
dostluğuna diyecek yok ya,
dostların kimler?şimdi bizi iyi dinle:
düşmanımızsın sen bizim
dikeceğiz seni bir duvarın dibine
ama madem bir sürü iyi yönün var
dikeceğiz seni iyi bir duvarın dibine
iyi tüfeklerden çıkan
iyi kurşunlarla vuracağız seni
sonra da gömeceğiz
iyi bir kürekle
iyi bir toprağa. -
sana büyük bir sır söyleyeceğim, zaman sensin.
– louis aragon, sana büyük bir sır söyleyeceğim
zaman kadındır, gönlü çelinsin ister zaman,
hep okşansın diz çökülsün hep
dökülmesi gereken bir giysi gibi ayaklarına.
taranmış bir upuzun saç gibi zaman,
soluğun buğulandırıp sildiği ayna gibi.
zaman sensin, uyuyan sen, şafakta ben uykusuz seni beklerken
sensin gırtlağıma dalan bir bıçak gibi.
ah bu söyleyemediğim işkencesi hiç geçmeyen zamanın
bu durdurulmuş zamanın işkencesi mavi çanaklarda kan gibi
bu göz susuzluğundan sen yürürken odada
bense bilirim büyüyü bozmamak gerektiğini.
daha beter seni kaçak,
seni yabancı bilmekten,
aklın ayrı bir yerde gönlün ayrı bir yüzyılda kalmaktan.
tanrım ne ağırdır sözcükler asıl demek istediğim bu,
hazzın ötesinde taşındı sevgim hiçbir zararın erişemeyeceği yerde bugün.
sen ki benim saat-şakağımda vurursun,
boğulurum soluk alıp vermesen,
tenimde bir duraksar ve yerleşir adımın.
sana büyük bir sır söyleyeceğim,
her söz dudağımda bir dilenen zavallı.
acınacak bir şey ellerin için kararan bir şey bakışının altında.
işte bu yüzdendir sık sık seni seviyorum deyişim,
boynuna takabileceğin bir tümcenin o parlakca kalp kristali.
kaba konuşmamdan gücenme benim, bu konuşma,
ateşte şu tatsız cızırtıyı çıkaran sudur o kadar.
sana büyük bir sır söyleyeceğim, bilmem ben
sana benzeyen zamandan söz açmayı,
bilmem senden söz açmayı bilir görünürüm,
tıpkı uzun bir süre garda,
el sallayanlar gibi gittikten sonra trenler
bilekleri sönerken yeni ağırlığından gözyaşlarının.
sana büyük bir sır söyleyeceğim, korkuyorum senden.
korkuyorum yanın sıra gidenden pencerelere doğru akşam üzeri
el kol oynatışından söylenmeyen sözlerden,
korkuyorum hızlı ve yavaş zamandan korkuyorum senden.
sana büyük bir sır söyleyeceğim, kapat kapıları,
ölmek daha kolaydır sevmekten,
bundandır işte benim yaşamaya katlanmam
sevgilim.